Her şeyin hafızası

Şimdilerde Bellek deniyor sanırım hafıza saklamak muhafaza etmek anlamına gelen hıfz kelimesinden türemiş…

Bazı insanlar geçmişi hatta çocukluk anılarını dört beş yaşa kadar hatırlarken bazımız çok az hatırlarız, ya da çocukluk anılarımızı en ince ayrıntısına kadar hatırlarken dün yaptığımız bir çok şeyi anımsamayız. Bunlar hepinizin bildiği şeyler genelde insanlar çok mutlu oldukları ya da tam tersi çok hüzünlü anıları daha çok hatırlar duygusal anılar, erotik ya da aşk anıları , komik anılar…uzayıp gidiyor…Aslında beynimiz bellek bölümü neresiyse artık, sağlıklı çalışıyorsa dur ya şunu sileyim bir yararı yok zaten filan der mi..Der , diyebilir , neden demesin..zaten geçmişte yaşamak bu gün yapacak fazla bir şeyi kalmayanların işi , geçmiş sadece tecrübe biriktirir hatırladığımız her şey bize bir çok şey katmıştır da onun için geçmişten hiç mi ders almadın derler , yok almayız genelde biz insanoğulları garip canlılarız yani acayip , genelde hayvanlar geçmişten çok ders alırlar hatta genlerine işlemiştir bir kedi tehlike anında havaya doğru sıçrar mesela…çünkü karşı taraf bir tek bunu beklemiyordur , akıllıca bir savunma mekanizması , genelde insanlar gülerek tepki verirler de…

Peki canlıların hafızası var da şehirlerin bazı değerli taşların hafızası yok mu , var elbet , ağaç demiş ahh ah ne insanlar serinledi benim gölgeliklerimden kimler geldi geçti ya da bir şehir parkı kimleri misafir etmedim de şu insanların bana yaptığına bak filan..Çok uzun yıllar gitmediğiniz ama bir çok anınızı barındıran bir şehre ya da sokağa giderken heyecanlanır insan acaba değişmiş mi diye bir arkadaş bir dost bir sevgili ya da ne derseniz evet her şey değişir hiç bir şey belleklerimiz de kaldığı gibi durmayabilir…Bu arada ben yazının içinde kayboldum ve hava da çok sıcak…e sonuç..

Sonuçsuz bir yazı oldu belki de kendi kendimle biraz sohbet ettim ya da bir şey yazmış olmak için yazdım… Aslında bir sonuç vardı aklımda ama unuttum..:))

Reklam

Bahar nerde Gizli..

Havalar her ne kadar gri olsa da , kuzey yarımküre’ye bahar geliyor…Sahi bahar nerde gizli , binbir renkli çiçeklerin yapraklarında mı , bir sevgilinin gözlerindeki derin ışıltıda mı , bir kumsalda uzanıp dalınan renkli hayallerde mi , bir kelebeğin kanat çırpışlarında , bir sokak kedisinin sevgiye susamış sevimli bakışlarında , aniden bastıran bir akşamüstü sağanağının ılık damlalarında…

Bahar coşkusu , doğayla birlikte ruhumuzda çiçek açıyor aslında , hep bir uzaklara gitme yeni yerler yeni insanlar , yeni umutlara yelken açma isteği…rüzgarınız bol , coşkunuz sürekli olsun diyerekten , uzun bir süre ara verdiğim yazılara devam , tüm dostlara selam..:))

Aşkın Son Hali

Aşk, bir çok romanın, bir çok filmin, baş kahramanı, hayatın ateşleyici gücü…Üzerine yazılmış yüzbinlerce şiir ve şarkı sözü…

İki cins arasındaki aşktan bahsediyoruz, tam olarak karşı cinsten birisine duyulan, karşı konulamaz bir duygu yoğunluğu, bu duygular herkese göre değişse de genelde benzer duygular…

Günümüzde aşk eski yoğunluğunu yitirmiş bi şekilde karşımıza çıkıyor, günümüz aşkları çabuk tüketiliyor ya da insanlar daha bireysel bir hayatla da mutlu olabiliyor belki…

İlk gençlik yıllarında çok sık yaşanan bu duygu yıllar geçtikçe daha seyrekleşiyor ama daha sahici oluyor belki de..Bir çok aşklar pas geçilir, pas çünkü şartlar uygun değil ve çok genciz ve önümüzde yapmamız gereken bir çok şey var, duygulardan fedakarlık yapılarak uzaklaşılan kişiler ve ayrılan yollar ilerde anılar listemizde karşımıza çıkacak, yetişkinlik yıllarımızda, belki yıllar sonra tesadüfen rastladığımızda kimbilir ne gibi duygular yaşanıyor belki derin bir saygı kime mi aşka elbette…Belki de ayrılık olmasa bu kadar canlı kalacakmıydı orası da meçhul üstelik…Ama yaşanmış her aşk saygıyla saklanmalı duygusal hafızamızın bir köşesinde..

Kimbilir ne aşklar yaşanmadan bitmiştir de etkisi yıllarca sürer, bir çok sanatçı, yazar, şair, ateşleyici gücünü bu aşklardan almakta ve ortaya belki de hepimizin okuduğu bu güzel eserler çıkmaktadır…

Aşk hakkında bir şeyler yazmak zor bir iş, ben de irticalen yazıyorum şu an, kendi kendime sesli konuşuyorum…belki dinlediğim bir şarkıdan esinlendim ya da bir yazıdan ya da hayatın içinde tesadüfen bir karşılaşma da olabilir…

Biraz da mizah…Adam güzel psikoloğuna biliyormusun sana hastayım demiş..o da dönmüş demiş ki, biliyorum, o da demiş nerden biliyorsun, aylardır gelen hastamı bilmezmiyim demiş..biliyorum gülmediniz ama bence komikti…Şimdi iki aşık deniz kenarında kuytu bir kayadan, hiç bir şey konuşmadan denize bakıyorlarmış..birden tiz bir sesle irkilmiş adam, kadın ne diye bağırmış olabilir…mesela sarılsana ya da nereye bakıyorsun gözlerime baksana..:)) deniz yüzeyine baktıkları için yüzeysel bir aşkmış..:))

Aşk tadında güzel günler dilerim…

Yarım Duvar Mutluluk

Oldum olası yüksek duvarları sevmemişimdir, yüksek duvarlarla çevrili yerler yerine daha kısa insanların üzerine oturup soluklandıkları, arkadaşların buluştukları,oturup sohbet ettikleri bahçe duvarları sanki daha sevimli değil mi..ya da bir sokak kedisi oynuyor, üzerinde geziniyor..bahçede çiçekler görünüyor…

Eskiden çok vardı bu duvarlardan her mahallede, şimdi siteler kale gibi metal duvarlarla çevrili…Biliyorum çoğunuzun bu sokak duvarlarında oturmuşluğu, dışarı çıkacak bir arkadaşını beklemişliği,üzerinde oturup dondurma,meşrubat eşliğinde sohbet etmişliği vardır…Mahellenin çocukları bu duvarlarda erişkinliğe adım atarken dostluklarda daha sahici ve kalıcı oluyordu..Yok var şimdi de bu eski mahallelerden ama hep bir şeyler eksik, üzerinde belki bir kaç sokak kedisi oyun oynuyor, o eski kahkahalar, sohbetler n’eblim bi şeyler eksik ya da biz yaşlanıyoruz yavaştan..Belleklerde kalmış yarım duvar mutluluk, yeniden örmek bizim elimizde belki de ne dersiniz…

Yeni Yıl Yaklaşırken…

Yılın bu son günleri yeni başlangıçlara gebedir, güneş etrafında bir tur daha tamamlandığında bir yıl daha geçmiş olacak, derin bir soluk alıp yeni bir yıla başlarken, umutlu, umutsuz, hüzünlü, coşkulu, belki biraz kırılmış, örselenmiş duygularımızı dostlarla, yakınlarla yenilen bir akşam yemeğinde yamayıp mutlu yıllar dileyerek yeni bir yıla başlayacağız…

Yılın bu son günlerinde duygular bir kat daha fazla yaşanır çünkü zaman birimleri en çok yılla ifade edilir bir anı anlatırken ya da geçmiş hatırlanırken..

Dileklerinizin gerçekleşeceği, neşeli, mutlu, sağlıklı, empatik, sempatik, romantik, otantik, enerjik, sinerjik..:)) Güzel bir Yıl dilerim…

Aralık

Yılın son ayı, kışın başlangıcı, senenin sonu, yeni yılın habercisi, soğuk geceler, sıcak içecekler, yeni umutlar, beyaz günler, kalın giysiler, battaniye, odun ateşi, buz pateni, romantizm, kitaplar, ev keyfi..ocak,şubat,mart olmasa aslında Aralık ayı hoş bir aydır…

Yine de insanlar, yalnız ve çıplak bir ağacın yapraklarını ya da uzaklardaki bir sevgilinin dönüşünü bekler gibi baharın gelmesini beklerler..

Baharda geleceğim diyordun hani haydi gel daha ne bekliyorsun,işte mevsim bahar ya,fırçam neden bu kadar titrer bilirmisin ve neden resimlerimde fon hep sapsarı,sensiz nasılda boş bu iskele,sensiz nasılda tenha bu şehir..Beni kahrediyor böyle bir gece, bu hoyrat yıldızlar,bu sır, bu okyanus ve gökyüzünde emaneten duran şu asma fener..ünlü şair mısralarında ne güzel dile getirmiş hasret duygularını..Bahara ve sevgiliye..

Yol uzak, yazmak için çok zamanınız olacak..herkese güzel bir Aralık ayı, yeni bir yıl, güzel bir kış diliyorum…

Zamansız

Hava karardığında ya da loş ışıklar altında, yalnız kaldığımızda, hiç bir şey konuşmadığımızda, fonda hafif bir müzik açtığımızda, düşünceler beynimizde ordan oraya koşturduğunda, hayallerin perdesi açıldığında, içinde bulunduğun andan geçmişe ve geleceğe mekik dokurken, kaybolduğunda, sapsarı bir takvimin zamansız sayfalarında..

Ölmek ya da Ölmemek

İnsanların bir kısmı hemen ölecek gibi yaşarlarken, bir kısmı da hiç ölmeyecekmiş gibi yaşarlar..

Hemen ölecek gibi yaşayanlar da ikiye ayrılır..panik atak geçirip suni kalp çarpıntısı, nefes darlığı gibi nöbet geçirenler, tam tersi olarakta gününü gün edip yarını düşünmeden günlük yaşayanlar..:))

Hiç ölmeyecek gibi yaşayanlarda ikiye ayrılır, ölümü hiç düşünmeme gibi bir savunma mekanizması geliştirenler, diğerleride hasta olsalar, zaman zaman düşünseler bile yaşlılık zamanlarında bile para biriktirmeye ve sınırlı bir hayat yaşamaya devam edenler..

Bunların arasında en kötüsü dünya hırsıyla kabullenememe ve diğer insanların mutluluğunu kıskanarak kendini parayla tatmin etmeye çalışanlardır ki dünyada görebileceğiniz en kötü insan tipidir..

Aslında ölüm başka bir boyuta açılan bir kapıdır, maddesel olarak bile atomlarımız bütün içinde yine var olmaya devam edecektir..yani tekrar eski haline dönecektir,doğmadan öncede vardık belki bir şekilde..ölümden dönenlerin anlattıkları genelde tarifi imkansız güzel hisler yaşadıkları şeklindedir..

Sonuçta dünya hayatı sevgiyi paylaşınca güzeldir ve aşırı hırs, haset ve kıskançlık duygularından arındırılmış cömert bir yaşam ölümsüzlüğün ta kendisidir..

Oluruna Bırakmak

Günümüzde insanların en çok kafa yordukları konuların başında mutluluk,mutlu olma sanatı gibi kavramlar geliyor..modernizm ve teknoloji hayatımıza girdikçe bir çok şey kolaylaştığı gibi, mutluluk ta kolaylaşsa tamam da öyle olmuyor, duygusal yönden açıklarımız devam ediyor..

Geleceği tasarlama çabamız binbir türlü dış etmenle bozuluyor, her şey istediğimiz gibi olmuyor, belki kendimizi daha az çabayla oyalıyoruz yerimizden kalkmadan bir çok işi hallediyoruz da hep bir şeyler eksik gibi,daha bireysel bir mutluluk,paylaşımcı mutluluğu öteliyor gibi sanki..

Daha rahat yaşayalım derken, mutlu bir gelecek tasarımımızda hep daha kolaycı ama aslında daha suni bir mutluluk şekline bürünüp karşımıza çıkıyor, evet daha rahat yaşıyabiliyorsunuz ama suni bir mutluluk, her şeye bir tıkla sahip olunamadığı gerçeği hep karşımızda duruyor..

Böylelikle yazının başlığı da boşa çıktı diyerekten bu yazıyı da oluruna bırakayım..neyse..

Herkese iyi haftalar..

Kısa kısa

Yazdıklarımız diğer bir dile çevrildiğinde anlamında bazı eksikler ya da yanlış anlamalar olduğunu biliyoruz, burada hislerimiz ve empati yeteneğimiz devreye giriyor artık ne kadar olursa, karşı taraf ne demek istemiş olabilir şeklinde, his çevirici diye bi şey de olsa fena olmaz..:))

Dünya o kadar anlaşılmaz bir yer ki, felsefe yaparak bir çözüm bulmak imkansız, o halde üzerinde fazla düşünmeden yaşamak gerekiyor ,günümüzde bunalım takılanlara ufak bir tavsiye..

Mükemmel aşk diye bir şey yoktur, çünkü onlar hep başlamadan biter, ya da kısa sürer, hayat fazla mutluluğa izin vermez..:))